Perşembe, 9 Eylül 2010

05:22:36

İlanlar

Şecaettin Koka

Sizden Gelenler - 08.03.2010 19:07

TÜRKLERİN BESANAMLUSU VE ARNAVUTLARI AŞAĞILAMALARI (Besëtytnitë turke dhe poshtërimi i shqiptarëve)
Yazan: Ndue UKAJ


 Inkar etmek aşağılamanın en kötü biçimidir.Öyle ki doğru dürüst incelemeden inkar dışında aşırı saygısızlık, yıkıma götüren en aşırı aşağılanma ise, yok olma için eğilimden başka bir şey değildir.

Arnavutlara yönelik Türk politikasının, esas inkar tezi vardır ve öyle tezler üretiyorlar ki aşırı aşağılanmayla ruhsal ve fiziksel varlık, Arnavut etnik kökeni ve onun tarihinin arkasından tam başından inkar edilmektedir.Demek oluyor ki bu tehlikeli olarak algılanmalıdır.

Görülen şu: Adından da anlaşıldığı gibi Katolik asıllı Arnavut olan Ndue Ukaj Kosova İnfo’da 28.2.2010 tarihli yazısında (yazısını uzun ve düşüncelerin dağınık olduğundan özetle ve açıklamalı veriyorum) baştan her yönüyle Türk girşimlerine önyargılı yanaşmakta ve Türk ve Müslüman yaklaşımını tehlikeli buluyor. Önyargılı yaklaşımını makalesinde bundan üç yıl once Türklere karşı ağır ithamlarda bulunan  Makedonyalı aşırı uç Arnavut politikacı Arben Caferi’den de düşünce alıntısı alarak “akraballëku” yani akrabalık olarak Türk-Arnavut dostluğunu tehlike olarak gösterdiğini ve onun tarafından zamanında alarm verildiğine işaret etmektedir.

Ndue Ukaj’ın İddiaları:Son yıllarda Türklerden yana Arnavutların aşağılanmasının  her geçen gün kafa tuttuğunu ve daha nezaketsiz olmakta olduğuna ve özellikle Türk Hükümeti ve Türk aydınlarının politikasında yer almasıyla çok sık Arnavutların  hayatta kalmasını (ekzistensini) inkar etmektedir.Onu geçmişten alarak sözde  tarihi bir arada yaşamayı  “koekzistenca” kamufle ederek gerçekleştirilmektedir.

Oysa gerçekler bambaşkadır  çünkü Türk-Arnavut ilişkileri hiçbir zaman iyi değilmiş ve kardeşçe olmayacaktır.Dünya bilir ki, Arnavutlar Türk imparatorluğu ile asla bir arada yaşamayı kabul etmemişlerdir.Devamlı olarak Türklerden yana Arnavutlar barbarca muamele görmüş,Türkiye tarafından fiziki ve psikolojik dağıtılmışlardır ve onların  Arnavutlar üzerine siyasal üstünlük ve baskı politikalarını her Arnavut yüzyıllarca akıllarında tutacaklar.Bu iddia için  o kadar çok kanıt vardır  ki bu sırada anmak akıllılık değildir.Aslında Balkanlarda Arnavutların Türkler tarafından aşağılanması üzerine  Balkanlarda Aşağılamalar kitabında (Poshtërimi në Ballkan -Onufri, 2004) yazar İsmail Kadare de yazmıştır.İsmail Kadare kitabında bu konuyu ustalıkla ele almaktadır.

Katolik yazar Ndue Ukaj İsmail Kadare’yi örnek göstermekte ve yazısının devamında, Türklerin ve Türkiye tarafından Arnavut milletinin aşağılandığına vurgu yapıyor.Bunu da DİN ve TARİH ile kimlik benzeştirmesi yaparak gerçekleştirmektedir .Türkiye dünya önüne Arnavutları kütük olarak gösterme çabasındadır demektedir.Arnavutlara karşı Türklerin emellerinin (tendensyonlarının) da iki tutarsız ama çok tehlikeli elementten ortaya çıktığını iddia ediyor.BUNLARI DA DİN VE TARİH olarak gösteriyor.Bu iki kategoriyi Türkiye  hükümeti kullanarak delil olarak tarihi ortak yaşamayı  ve tarih süresince alınyazıları paylaşmak olarak saymaktadır.

Sözde modern Türk devleti, yüzyıllarca Arnavutlara karşı yürütülen bir yıkıcı politika için kendini suçlu hissedecek ve af dileyecek yerde, o rezalet tezlerini sıraya koymaktan çekinmemektedir.Eni sonunda bu bundan bir yüzyıl önce kullanılmış politikadan başka bir şey değildir.

 

Türk Hükümetinin bu yaklaşımı ve tezleri Türk politik üstünlük ve baskı (hegemonya) politikasıdır ve tehlikelidir. Türkiye uluslararası politik sahneye dönüşünü ötekileri arasında Arnavut ulusunun inkar edilmesiyle yapmak istemektedir.Bunu kendi jeostratejik çıkarları lehine yapmaktadır.

Bu meydan okuma ve hegemonya karşısında, Arnavut politikası çok  hareketsiz,okşayıcı  ve belki de  yumuşak hoşgörülüdür diyor bu yazar ve devamında da aslında Danimarka hükümeti gibi Türkiye’de davranmalıydı ve Arnavutluğa yaptığı tahripler  karşılığı özür dilemeliydi.Yüzlerce kiliseyi,kütüphaneyi ve tarihin  tersine çevrilmesi için,din için,barbarca öldürmeler,Arnavutça dilin engellenmesi,eğitimin öğretimin engellenmesi,sürgünler ve yaptığı başka kötülükler   için Türkiye de Arnavutlardan  özür dilemeliydi.

Türkiye Hükümetinin Arnavutlara karşı yürüttüğü politika Avrupaya girme politikası dense de sözde öyle bir politikadır asla eşit hakları verici değil tam olarak Avrupa eğilimlerine karşı oluyor.

Devamında Türkiye’nin en yüksek politikacılarından gelen beyanlar,örneğin Tiran’da  Abdulla Gül’ün beyanı olduğu gibi , ‘Biz hepimiz beraber  bir  büyük milletin  parçasıyız dememe izin verin’ demesi  kabul edilmez hülasadır  ve uluslararası politikada  emsal oluşturmaktadır diyor yazar.

Arnavut yerleri (Kosova ve Arnavutluk) ile Türkiye Devleti arasında ilişkilerin sadece normal hatlarda olması zamanıdır ve otomanizm için nostaljisiz olmalıdır.Çünkü böyle bir durum  Arnavut milletinin Batıya doğru giden yolunun geleceğine risk teşkil eder.Kosova’da ve Arnavutlukta  Arnavut politikası  akıllıca tepkilenmeli  ve  bu Türk avazını durdurması gerekir.Çünkü bizim etnikimiz için  AB ile  bütünleşme ve fiziki olarak bağlanmamız yolunda aşırı olumsuz fatura çıkarabilir.Zaten Arnavutların Batı ile bütünleşmesi de  bu  tarihi Türkiye’den ötürü Batılılar tarafından koparılmıştır.

Her geçen gün beraberliği oturmakta olan Arnavutları bundan böyle birbirinden ayırmak çabalarının başarılı olma şansı yoktur.

Not: Kosova’da ve Arnavutlukta olmakla Türk düşmanlığı üreten kilise edebiyatı ile eğitilmiş Arnavutlardan biri olan bu yazar da konuya önyargı ile yaklaşmaktadır.Türk-Arnavut ilişkilerinin tarihten nasıl almış olsa evirip çevirmiş olsa kötü kara görmektedir ve bunun propagandasını da yapmaktadır.Türkiye politikasını ve Türkleri kötü niyetli göstermek için Piro Misho adlı bir Hristiyan Arnavut’un ve Türk Arnavut konusuna  aynı önyargılı yaklaşan ve inceleyen ünlü Arnavut yazar İsmail Kadare’nin kitaplarını da kaynak olarak kullanmış olduğuna basa basa vurgu yapmaktadır ve bu kitaplardan bölümler aktarmaktadır: Bu bağlamda, Mishos Pirro’dan alıntılar alınarak  şimdiki Türkiye’nin  Arnavutluk ve Kosova’ya samimi yaklaşımlarını NEO OTOMANİZM ’ olarak  nitelendirerek  bir risk olarak göstermektedir.

 

Dikkat: dostlar, kardeşler... benim içinde bulunduğumdan ötürü tercümeyle uğraşamıyorum...
tercüme ettirip lütfen yayalım!!! Olarak bana dostum Avni Engüllü’den yana gönderilen bir mailde bu yazının bütünü yer almıştır:

Bu asılsız art niyetli tasarlanmış yazıya, Kosova’ da özellikle Müslüman Arnavutlardan yana halkın büyük tepkisi oldu ve tepkiler devam etmektedir. Tepkilerden birkaç örnek veriyorum:

Ardian Berisha 01 Mars 2010: Türkiye sadece Kosova’ya değil Arnavutluğa da samimiyetle yardım eden tek devlettir.Ve bu yardımları için hiçbir önkoşul ortaya koymamaktadır.Bize yardım eden başka develtler önkoşul koymaktadırlar.İşte o ülkeler Kosova’yı istila edebilirler.Demek Nue Ukaj gibi Papazcılar ya da sekülerler bu çeşit yazılarla Arnavut halkına zarar vermektedirler.
Besa 01 Mars 2010 :O, Ndue Uka. Sen ve senin gibiler Kosova’nın Müslüman Arnavutların olduğunu bilmiyor ve bilmek istemiyorsunuz.Kosova’da Arnavutların %99 Müslümandır sadece %1’i Katolik-Hırvat karışımıdır.

 

 Arben Morina 01 Mars 2010: Makale LATİNOFİL PAPAZ NDUE UKAJ’IN İslamofob propagandasından başka bir şey değil.Bu çeşit yazılara nasıl izin veriyorsunuz?


Makaleyi yorumlayan:Şecaettin Koka

Back

İrfan

Arnavutça:\"besetytnite turke\"(Türklerin uydurdukları yalan hikayeler) anlamına gelir.

nalan

secaettin bey, lutfen bu besanamlusu ne demek aciklarmisiniz, anlayamadim veya bilen bir okuyucu yazarsa sevinirim

KIZGIN

Ndue Ukaj cevap versin;\r\nOsmanlilar zamaninda kac kilise yikilmis,yakilmis veya yapilmis.Bu gunku gunde kac camii yakildi,yikildi ve yapildi.Kim simdi dogru?

İsmet

Türkiye-Arnavutluk-Kosova -İyi ili,şkilerı-KIMI RAHATSIZ EDIYOR....

cuneyt

Şecaettin Bey Sizi Kutluyorum!\r\nTeşhislerinizde isabet buyurmuşsunuz;umarım bu fikirlere Müslüman Arnavut Kardeşlerimiz kanmaz.....

Yorum:




Hava Durumu