Dürüst İlkeli Anında Haber - KOSOVAHABER

Salı, 20 Kasım 2018

Türkiye neden hedefte? – Bayram Pomak

Perşembe 15 Auğustos 2018 15:27

Uzmanların değerlendirmesine göre son günlerde Türk Lirası’nın, dolar ve avro karşısında değer kaybetmesi Türkiye’ye yapılan bir ekonomik saldırıdır. Çünkü normal ekonomik değerlerle bu yükseliş açıklanamıyor. Peki, gerçekte ne oluyor? Türkiye bunu bekliyor muydu?

Bugün Türkiye’de olanları sadece Türkiye özelinde alırsak anlamamız pek mümkün olmaz. Bu durumu anlamak için meseleyi 2009 – 2010 yılından bugüne gelinen süreçle birlikte ele almak lazım. Sözde Arap Baharı olarak başlayan meseleden başlatmak lazım. ABD’nin açıkladığı Büyük Ortadoğu Projesi’nde 22 ülkenin sınırlarının değişeceği belirtmekteydi. 2009’dan itibaren Ortadoğu’da başlayan olaylarda milyonlarca insan katledildi, mülteci haline getirildi. Proje Arap ülkelerinde devam ederken Türkiye’de farklı bir senaryo uygulanıyordu. Arap ülkelerinin işi bittikten sonra sıra Türkiye ve İran’a gelecekti. Nitekim bugün yaşanan meseleler bunun devamıdır. Türkiye’nin bir Arap ülkesi olmadığını bilen akıl, Türkiye’yi dışardan değil, içerden çökertme planı yaptı. Ancak bunun için kamuoyunun oluşturulması ve asıl hedef olan Türkiye’nin değil Tayyip Erdoğan’ın olduğu algısı oluşturulacaktı. Nitekim 2011’den itibaren dış güçlerin Truva atı FETÖ örgütü devreye girdi ve dışarda Tayyip Erdoğan’ın diktatör olduğu ve düşürülmesi gerektiği algısı oluşturulmaya başlandı. Yıllarca bu algı üzerinde oynandı ve hala oynanmakta. Gezi parkı olaylarından sonra FETÖ’nün poliste ve yargıdaki elemanlarıyla yolsuzluk algısı oluşturup hükümeti devirme planı tutmadı. Türkiye devlet aklı, Ortadoğu’daki gelişmelerin Türkiye’ye geleceğini biliyordu. Çünkü Türkiye bin yıllık bir devlet aklına sahiptir; dün kurulmuş bir Arap devleti değildir.

Türkiye gelen tüm tehlikeleri bertaraf ettikçe yapılan saldırıların da dozu artmaya başladı. Yaptıkları tüm oyunların tutmadığını görenler işi tam bir savaşa döktü ve 15 Temmuz darbe girişimini yaptı. Ancak Türkiye’nin gücü, devlet aklıyla yapılacakları önceden bilmesi ve ona göre önlem almasıydı.15 Temmuz’dan sonra devletin içine sızmış olan FETÖ ve diğer hainlerin büyük bir kısmını kurumlardan çıkarttılar. Bu, karşı tarafın işini daha da zorlaştırdı. Ancak dış basın Türkiye karşıtlığını Erdoğan karşıtlığı olarak gizlemeye devam ediyordu. O yüzden devleti ele geçirmeye çalışan bu yapıları Erdoğan muhaliflerini hapse atıyor algısı oluşturdular. 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’deki tüm entelektüel ve devlet yetkilileri sıranın ekonomik saldırıya geldiğini açık açık söylediler. Çünkü Türkiye zaten oyunun farkında olduğu ve oyunu bildiği için her zaman saldıranlardan bir adım önde gidiyor.

En son yapılan ekonomik saldırının da sadece Türkiye hükümeti değil, muhalefet ve halk da farkında. Bu saldırıların artık Erdoğan’a değil Türkiye’ye yönelik olduğunu herkes biliyor ve görüyor; bu da Türk halkını birbirine kenetliyor. Diğer taraftan Trump yönetiminin dünyadaki tüm ülkeleri karşısına alması, dünyada ona yönelik öfkenin şiddetlenmesi ve düşmanlarının artmasına neden oluyor. Bu ekonomik saldırı karşısında Türkiye’ye, Rusya, İran, Almanya ve İtalya destek çıktı. Yani saldırıldıkça Türkiye’ye hem içten hem de dıştan destek artarak devam ediyor.

Yani işin aslı şu: Mesele Türkiye değil, mesele Ortadoğu’da devam eden projenin Türkiye ayağıdır. Ortadoğu’yu kan gölüne çevirenlerin hedefinde Türkiye var.

Ortadoğu’da olanları bir kaç dinamiği bulunmaktadır. En önemli ve en büyük dinamik İsrail’dir, İsrail’in güvenliği ve Arz-ı Mev’ud(yani Vaat Edilmiş Topraklar, Büyük İsrail meselesi), enerji ve sairedir. Trump yönetimi ABD’deki Evanjelistler ve Yahudi Lobisinin etkisi altındadır. ABD’deki Evanjelist yayınlar Tayyip Erdoğan’ı “Deccal” olarak yazmaktadır. Bunun altında Proje’nin hedefine ulaşması için Türkiye’nin düşmesi, parçalanması düşüncesi yatmaktadır. Ancak onlara göre Türkiye’nin düşmesindeki en büyük engel Recep Tayyip Erdoğan’dır. Geçen günlerde Trump’ın eski bir danışmanı Steve Bannon, Erdoğan hakkında şunları söylüyordu:  Erdoğan bana göre dünyanın en tehlikeli adamı…Önceliği kendi ülkesine veren, bu yolda devam eden, milliyetçi, başkalarının ne dediğini umursamayan bir lider…'' Yani Bannon’un tehlikeli dediği şey, kendi ülkesinin çıkarlarını ön plana çıkarmasıdır. Bugün bizim çektiğimiz şey tam olarak bu. Biz, kendi çıkarlarını her şeyin önüne çıkaran liderlerden çekmiyor muyuz? Bannon neden Tayyip Erdoğan’ı istemediklerini çok güzel özetlemiş.

Türkiye bu savaşı kaybetmez; çünkü Türkiye, yapılacak olan tüm saldırıları önceden biliyor ve onlardan bir adım önde gidiyor. İçerde çok büyük bir dayanışma var ve Türk halkı büyük bir bilinçle oynanan oyunun farkında olduğu için galeyana gelmiyor. Trump yönetimi bu şekilde devam ettiği sürece Türkiye’ye dış destek de her geçen gün artacak. Trump yönetiminin dünyadaki devletlere karşı yaptığı tehditler, yaptırımlar her geçen gün artıyor. Bu da düşmanlarını artırıyor. Tarihi tecrübe bize bir yönetimin zulmü ne kadar artarsa onun sonunun da o kadar çabuk geldiğini göstermektedir.

Dolayısıyla Türkiye devlet aklıyla, ferasetiyle, iç dayanışmasıyla bu krizi aşacak ve bunu aştıktan sonra önü daha da açılacaktır.



 

Yorum

500 Karakteriniz kaldi

YORUM KURALLARI

1.    Yaptığınız yorum, yazıyla alakalı olmasına özen gösteriniz.
2.    Yazım ve dilbilgisi konusundakı hassasiyetinizi yorumlarınızda da gösteriniz.
3.    Her zaman nazik bir üslup kullanmaya özen gösteriniz.
4.    Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, site editörü yorumunuzu yayınlamama hakkına sahiptir.