Dürüst İlkeli Anında Haber - KOSOVAHABER

Pazartesi, 17 Hazıran 2019

KOSOVA TÜRKLERİNİ SÖMÜRENLER- Cemil Luma

Perşembe 12 Hazıran 2019 23:16

   Yüz yıla yakın özlemle beklenilen hürriyet, nihayet Kosova’ya geldi. Yeni dönem olarak nitelendirilen geçici süreç,  ürünlerini vermeye başladı. Susamış toprak yağmuru beklediği gibi, asırlarca beklenilen bağımsızlık umudu gerçek oldu. Vatan özlemi içinde beklentilere karşılık olarak, yeni bir Kosova inşası için kollar sıvandı. Bütün bu olaylar, takdire şayan olarak algılanırken, ne var ki, bizler için bir dava meselesine dönüştürüldü. Geleceğimiz için, bu dava, ekip çalışmalarına ve birliğimize bağlıydı. Bu istikamete hareketle, savaş sonrası siyasi oluşumu güçlü kılmak için, mevcut ve mümkün katkılarımızı hiç esirgemedik. Yeni seçilen tüm siyasilerimize, başta yeni seçtiğimiz genel başkan olmak üzere, gereken desteğimizi hiç esirgemedik. Ama…

Aması şu: Türkiye’nin Balkanlara dönmesi, özelikle Kosova hakkında olumlu tavrı, bize bir şemsiye olması, doğru değerlendiği söylenemez. Bu büyük fırsatı, gücümüzün artmasına vesile kılamadık; itibarımızın yükselmesi için gerekenleri yapmadık. Yeni Dünya oluşumuna el basan büyük güçler, önceden şekillendirdikleri projelerini Kosova’da da gerçekleştirdikleri su götürmez bir gerçektir. Balkanlar’da Kosova’nın önemli strateji bölge olması itibariyle, bilinen oyunlar oynamaya başlandı, gün bu gün devam etmektedir, daha hızlı ve daha derin bir şekilde. Bizim için bu sinsi davranışların önemi, bölgede Türk-İslam düşmanlığın artmasıdır. Bundan dolayı bölgede Türk-İslam düşmanlığı ile beslenenler Kosova‘da Türklerin var olmasını istemezler, Türkiye’nin güçlü olmasından rahatsızlar. Yanlış yönlendirmeler birbirimizle uğraşmaya sebep olduğu da açık ve nettir. Varlığımızı zenginleştirecek, yeni oluşumdan yararlanacak, benliğimizi olumlu etkileyecek (takdire layık)girişimlerde bulunmamız gerekirken, etkileyici sorunlara cevap aramakta, çözüm getirecek sınavda başarılı olamadık ne yazık. Gücümüz mü yetmedi, göz ardı mı edildi, görmezden mi gelindi veya hepsi mi bir arada üzerimize çöktü, okuyucuların takdirine bırakıyorum. Umarım, doğru not vermekte zorlanmazlar…

Demokrasi kuralların işlemi sonucu çoğunluğun aldığı kararların geçerliliğin fırsata dönüştürerek, birilerine gelir kaynağı oldu. Aslından uzak, sözde demokrasi, bencilleri, topluma hâkim kılmayı sağlamıştır. Oy verenler sayı oldu, adalet; havada uçan deyimlerde kaldı, gerçekten uzak, yokluğa karıştı. Yalanlar gerçek, gerçekler yalan oldu. İnsanlık çıkarlar uğurunda harcandı, akabinde, çekişmeler, birbirimizi çekememezlikler sahnede yer aldı. Kültürümüzün, medeniyetimizin temeli ve değerleri sayılan hoşgörü, dürüstlük ve benzerleri karanlıklara gömüldü, görünmeyen fakat bilinen ellerle içimizden silindi. Bütün bunlar, ezberden laf edilen sözler değildir. Gelin hep beraber görelim.

Türk topluluğun çoğunluğu oluşturan Prizren temsilcilerinin, yirmi yıla yakın, milletimizin kaderini belirledikleri bilinen bir şeydir. Buna bir diyecek olmaz, olursa yakışmaz. Ancak, insanlarımızın maddi sıkıntılarını umursamadan, şahsi çıkarları peşinde koşanlara bir çift sözümüz var:  Başta halkımızın haklarını ucuza pazarlayarak, hak yiyenlere seslenmeden geçemeyiz.  Geçilmez çünkü. Kosova Türklerine ayrılan bütçeye ve Türkiye’de vergi verenlere yazık olur. ‘Yazık’ edebimize yakışır bir kavram anlamında kullanılmıştır, fakat sadece ahlaki bir uyarıyla kapanacağı zannedilmesin. Bugün yaşadığımız adaletsiz ve kanunsuz ortamın sunduğu kirli imkânlardan faydalananlar unutmasın ki, öyle bir adalet var ki, hiç kimse o adaletten kaçamaz, kurtulamaz. Onun için uyanmak günü bu gündür, beklemek, kaybetmek olur. Zaman yeterince ezdi, basıp geçmesine izin verilmemeli. Çünkü mevcut davranışlar sayesinde, toplumumuzun değeri zedelendi, itibarsızlaştırıldı. Onun için, geçmişte yaşadıklarımızdan esinlenerek geleceğimiz ile ilgili tek bir kalıcı hamle yapamayanlar ve milletin varlığını şahsi çıkarlarda gören bu zihniyet, Kosova’daki Türklerin başında bulunamazlar ve bulunmamalıdırlar. Artı, Türklüğü yaşatabilecek kapasiteye sahip olmayanların ve milletin dertleriyle ilgilenmeyenlerin bizim toplumda yeri yoktur. Başta olanların yüzünden, davamızın eseri kalmadı, kırk yılık arkadaşlar birbirinin yüzüne bakmaz oldu, çıkarları için dostluklar heyecanını yok etiler. Yirmi yıla yakın oluyor, toplumumuzun kaderini beli eden aynı siyasiler, şahsi çıkarlar yolunda sınırsız oldukları, gün gibi görünmektedir. Toplumun parçalamasına yeter demek zamanı gelmiştir. Zamanı kullanmak da bizim ödevimizdir. Bizler için hayati önem taşıyan, olumlu işler yapan birlikler ve bireyler unutulmayacak kadar iz bırakanlar olmuşlardır.
  
  Maalesef yakınlarımız olduklarını bildiğimiz konuyla ilgili Prizrenliler Derneği anmaktan geçmeyelim, bilhassa eski başkanlarının büyük payı olduğunu bir daha hatırlayalım, hep beraber. Sırf egolarını tatmin etmek ve kimin ‘baba’ olduğunu birilerine göstermek için, halkımızın oylarını hiçe sayarak, seçimlere müdahale etmeleriyle hak yiyenler olmuştur. Türk siyasi arenasında rakip görmeyi tahammül edemeyen bu zihniyet: yılarca verdiği emek sonucu saygın kişiler ötekileştirildiler. Onlardan biri Nafiye Gaş, devreden çıkarıldı. O ki, uluslararası arenada ad yapmış, Kosova’da her kısımdan hoş karşılanmış; resmi dilleri ve İngilizceyi ana dili gibi konuşup yazan, her konuda dik duran, benliğini gururla ifade eden, milli çıkarlarda ödün vermeyen, mücadelesinde taviz vermeyen, pes etmeyi bilmeyen, toplumuzu eksiksiz temsil etme kapasitesini her platformda kanıtlayan, nasıl dışlanabilir?. Ondan sonraki olaylara bakalım. Türkiye’ye yapılan hakaretlere ve Kosova Türklerine açık tehditte bulunan hadiselere tepki vermeyi göze alamayanların oyunu değil mi? Dahası, siyasi güçlerini seçmenlerine göstererek, toplumsal ilişkilerinde ayırım oluşumunda geri kalmamışlardır. Ana vatanımız olan Türkiye’nin imajını zedeleyecek olaylara göz yuman, temsil etikleri topluluğun çıkarlarına karşı, birilerini okşayarak, pohpohlayan siyasetçiler kimin emrinde Türklerin adına siyaset yapıyorlar. Cevabı sorunun içinde bulunabilir. Takdir sizin…

    *Savaşın Kosova’da sağlık ve eğitimde tahribatın en büyük iz bıraktığı alanların onarılmasında, Trakya Üniversitesi yetkilileri tüm imkânlarını kullanarak, büyük katkılarda bulunmuşlardır. Akabinde, eğitim ve sağlık eksilerimizi gidermek için “ESNAF” Derneği’nin ürettiği ve yürürlüğe geçirdiği projeler, hiçbir ayrım yapmadan, gereği görülenlere eşit mesafeyi koruyarak, yaklaşık 2.000 Kosovalıya imkânlar sunmuş, bu durumdan yararlanarak faydalanmıştır. Ne var ki, bazı milletvekilleri, kısa adıyla ‘YÖK’ olarak bilinen TC kurumuna şikâyet ederek, bu faaliyetin durdurulmasını istemişlerdir.  Gerekçe olarak, tedavi için Türkiye’ye gidenlerden ve eğitim için giden öğrencilerden para alınıyormuş,  söylenmiş yalan gerçek gibi yerini bulmuştur. Haa, dayanaksız gerekçeler, belgesiz, kanıtsız olarak kabul görmüş… o da ayrı bir oyun. İyilikte bulunmaya çalışan hocalar ifade vermeye çağırılmış, ifadeleri alınmıştır ne yazık. Ne kadar yazık! Burada, sadece “ESNAF” ve onun başındaki zat yara almamış, Türkiye- Kosova ilişkileri de payını almış oldu. Bu cesareti nerden aldıkları, bu insafsız işlerin sebepleri de aranmalıdır.   

  *Bana gelince, çalışmalarım, her daim olduğu gibi, Kosova -Türkiye ilişkilerinin güçlenmesi, Kosova’nın kalkınması ve Türk sermayesinin Kosova’da hâkim olması yolunda hareket ettiğimi aşikârdır ve herkes tarafından bilir. Bu istikamete hareketle, TOBB başkanın sonsuz desteği sayesinde ve Kosova Eğitim Bakanlığı desteğiyle Priştina Uluslar Arası - TOBB Üniversitesi’nin açılışına kadar yürüdük. Önceden yapılan hazırlıklar neticesi 2007/2008 öğretim yılında, Türkçe, Arnavutça ve Boşnak dilinde üniversitemiz çalışmalarına başladı. Bu girişimi baltalamak için aynı zihniyet yine asılsız şikâyetler ve iftiralar devam etti. Onunla da kalınmadı, yapılan şikâyetler bağlamında hiçbir gerekçe gösterilmeden T.C. resmi görevlilerine, şahsıma uyuşturucu ticareti ithamında da bulunuldu… Yapılan tüm yatırımlara yazık etiler, Türkiye’nin de imajını zedelediler… Birilerimiz Kosova – Türkiye ilişkilerin güçlenmesini hedeflerken, birileri de, birilerin talimatlarıyla gençlerimize ve yeni nesillerimize hiç suçları olmadan ağır fatura kestiler. İnsaf ya, insaf bre! Birinin seçimlere rakip olarak katılması, bütüne saldırı yapılmaz. Birini istememek, intikamı üniversiteyi kapatmakla almak, akla zarar!...

     *Desteklerini esirgemeyen bazı T.C. Üniversitelerin işbirliğe yanaşmaları ve Kosova Uluslararası üniversite uzmanları tarafından genç kadromuza iş imkânları yaratmasını amaçlayan AB destekli projeleri, “ESNAF” Derneği tarafından işlenmesi birilerini rahatsız etti. Dolayısıyla, Kosova Türklerinin üst düzey siyasi yetkilileri, Dernek Yönetim Kurulu üyelerini etkileyerek, Cemaatin istemi üzere, dolaylı bir şekilde, durduruldu. Dokuz yıl kadar başkan olduğum dernekte, tanıdığım sandığım insanlar,”ESNAF” Derneği Yönetim Kurulu’nun bazı üyeleri, zor şartlarda üretilen projeleri ellerinin tersiyle reddettiler. Böylelikle, atar damarımızdan olan “ESNAF”-ı, Cemaatin kucağına düşürdüler. Yıllarca verdiğimiz emek boşa çıkartıldı. Onun için, “ESNAF” Derneği’nin bu kirli işlere bulaşmasın diye, T.C. yetkilileri tarafından merceğe alınması talep edilmektedir. Vicdani yoksun olanların yüzünden,”ESNAF” Derneği, günlük çıkarları peşinde gidenlerin kurbanı olmasına izin verilmemelidir. Aksi takdirde bulunduğumuz zor durum daha da zorlanır, Türkiye – Kosova ekonomi alanındaki ilişkilerinde duraksamalar yaşanır. Allah muhafaza…

  Yılardır yapılan uyarılar kabul görmedi, iyi niyetimiz kötüye kullanıldı, bazen hırslı çıkışlarımın sebepleri olanlara ve ondan nemalanlara bir hatırlatmada bulunma zorundayım. 1956/58 yılarında büyük göçü yaşayan ailelerden birilerin evladıyım. Göçü bir daha yaşamamak için yılardır mücadelesini verdim. Başaramadım… Dört oğlumdan üçü yurt dışında, yani gurbette geleceklerini aramaya mecbur kaldı. Her üçü de geri dönüşü olmayan bir yolculuğu seçti…

Siz, Kosova Türklerini sömürenler, para pul demeden yaşayanlar, mal-mülk sahibi olarak başardığınızı mı sanıyorsunuz?!... Bunu kendilerine başarı görenlere artık Türklüğü istismar etmekten uzak durmalarına çağrıda bulunuyorum. Aile terbiyesini görmeyenler, çıkar adına seviyesiz ve asılsız suçlamalarda bulunmaktan başka bir işe yaramayanlar, başkalarının talimatları ile hareket etmekten başka bir şey bilmeyenler; yalan, iftira gibi kirli işler üzere siyaset yapmakla tarihi değerlerimizin çöküşüne vesile olmalarına göz yumulmaz.

Dahası var, varın siz okuyucular onu değerlendirin.

Saygılarımla,

Cemil LUMA 


Benden bu kadar!
 

Yorum

500 Karakteriniz kaldi

YORUM KURALLARI

1.    Yaptığınız yorum, yazıyla alakalı olmasına özen gösteriniz.
2.    Yazım ve dilbilgisi konusundakı hassasiyetinizi yorumlarınızda da gösteriniz.
3.    Her zaman nazik bir üslup kullanmaya özen gösteriniz.
4.    Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, site editörü yorumunuzu yayınlamama hakkına sahiptir.