Dürüst İlkeli Anında Haber - KOSOVAHABER

Pazar, 11 Nısan 2021

20 Mart 1951 -Atakan Koro

Perşembe 20 Mart 2021 19:19

Bu seneki erken genel seçimler öncesi bir hafta sonu günü Prizren merkezli dernek başkanları olarak genel başkan tarafından kahvaltıya davet edilmiştik. Hem küresel salgının verdiği endişe hem de seçim öncesi adayların yapacağı tekdüze konuşmaların bilindik olmasıyla, bir yandan kahvaltılıkları yerken diğer yandan havadan sudan sohbet ederek bir nevi zaman öldürüyorduk. Kısa bir zaman sonra, yenilen kahvaltının sindirim safhasına geçtiğini tahmin eden genel başkan ayağa kalkarak davetlilere hitap etme isteğini vücut diliyle gösterdi. Kısa bir giriş yaptıktan sonra davetlilerin özelliğini bildiğinden olsa gerek, seçimle ilgili konulara pek fazla değinmeden Kosova Türk halkının yılgınlığından bahsetmeye başladı.

Genel başkan ülkenin genelinde kasvetli bir havanın hüküm sürdüğünün farkındaydı ama Türkler’in anadili haklarını kazanmasının 70. yıldönümünde neden bu kadar sessiz durduğuna anlam veremiyordu. Hâlbuki Kosova Türkleri’nin temsilcileri olarak özellikle kültür ve sanat alanında her türlü teşvik ve desteği sunmaya çalıştıkları hâlde halkımızın yine de suskunluk içinde olmasının kendilerini bir hayli üzdüğünü ifade ediyordu.

Lâkin genel başkanın bilmesi veya tahmin etmesi gereken sadece kendisinin değil, halkın da üzgün olduğuydu. Halk nasıl üzgün olmasın ki? Mesela, bu yıl dil haklarımızın kazanılmasının 70’inci yıldönümünün kutlanması arzu ediliyorsa, o zaman şu soruların açıklığa kavuşturulması gerekmez mi?

70 yıl önce bu haklarımızı hangi tarihte kazanmıştık? 20 Mart 1951.

Kazanılan bu haklar Türkler’in Kosova’da var olduğu anlamını taşımaz mı? Bal gibi de taşır.

Bu durumda 20 Mart’ın tarihimizde özel bir yere sahip olması gerekmez mi? Gerekir.

Peki, özel bir gün olarak kaydedilip kutlanıyor mu? Yok.

Neden yok? Çünki Kosova Türkleri’nin millî günü 23 Nisan.

Kosova Türkleri’nin millî gününün 23 Nisan’da kutlanma kararını kimler ve neye dayanarak almış? O zamanki genel başkanımız ve vekillerimiz aralarında anlaşarak almış.

Bundan iki yıl önce, o zamanki genel başkanımız Mahir Yağcılar’a, 23 Nisan Kosova Türkleri Millî Bayramı’nın tarihsel süreci ve gelişimini anlattığı bir panelde, söz isteyip millî günümüz olarak bu tarih belirlenmeden önce bilirkişilere danışılıp danışılmadığını sorduğumuzda, herhangi bir bilirkişiye danışılmadığını ve o dönemde bu tarihin özelliği üzerinde durulmadığını, ancak belgelere dayanarak iyi bir gerekçe ile bu tarihin değişimi için resmî bir öneri yapılabileceğini vurgulamıştı (kaynak: Mahir Yağcılar 23 Nisan Kosova Türkleri Milli Bayramı Tarihsel Süreci ve Gelişimini Anlattı, 16 Nisan 2019, kosovahaber.net).

Ancak başka bir gerekçeye gerek yoktu. Çünkü 20 Mart tarihi en iyi, en büyük ve en mantıklı gerekçe olduğu gibi, öneri olarak sunulması da yeterliydi. Üstelik o zamanki genel başkanın resmî ve dinî günlerin de belirlendiği bakanlığın başında olmasına, Kosova Türk halkının hemen her alanda temsil ve yetki hakkını seçtiği siyasîlere kayıtsız, şartsız bırakma alışkanlığına ve 23 Nisan gününü bilirkişilere danışmadan nasıl belirledilerse, bu tarihi de aynı şekilde değiştirebilme gücünde ve sorumluluğunda olduklarını bilmelerine rağmen herhangi bir girişimde bulunulmadı ve 23 Nisan’ın Kosova Türkleri’nin Millî Günü olarak kutlanmasına devam edildi.

İki sene önce görevi devralan şimdiki genel başkan ve kurmaylarının da bu anlamlı gün için herhangi bir girişimde bulunduğunu düşünmüyoruz. Bu konuyu gündemlerine almamış  bile olabilirler. Fakat yetmişinci senede toplumun neden sessiz ve isteksiz olduğuna anlam veremiyorlarsa, o zaman toplumun ilk önce bu tarihi benimseyip benimsemediklerini araştırmaları icap edebilir.

Araştıracaklarsa da öyle uzaklara bakmalarına gerek yok. Kuzey Makedonya’daki soydaşlarımızın millî günleri olarak kutladıkları tarihin anlamını öğrenmeleri veya biliyorlarsa hatırlamaları yeterli olacaktır.

Üstelik 20 Mart’ın Nevruz’un müjdeleyicisiymiş gibi bir gün önce olması ve Nevruz’un da Türkler için ne kadar önemli olduğu düşünüldüğünde, bu tarihi daha bir anlamlı kılmayacak mıdır?

Bütün bu yazdıklarımızın sonunda, bizim şimdiki millî günün tarihini beğenmediğimizi düşünen varsa, bizim de bir çift lâfımız var: Biz, 20 Mart’ta doğanın Nevruz’la canlandığı gibi canlanmayı, 23 Nisan’da çocuklar gibi neşeyle dolmayı, 19 Mayıs’ta gençlik gücüyle coşmayı, 30 Ağustos’ta zaferimizi hatırlamayı ve 29 Ekim’de yolumuzu dünyaya haykırmayı biliriz ve bundan da onur duyarız.

Atakan KORO

Yorum

500 Karakteriniz kaldi

YORUM KURALLARI

1.    Yaptığınız yorum, yazıyla alakalı olmasına özen gösteriniz.
2.    Yazım ve dilbilgisi konusundakı hassasiyetinizi yorumlarınızda da gösteriniz.
3.    Her zaman nazik bir üslup kullanmaya özen gösteriniz.
4.    Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, site editörü yorumunuzu yayınlamama hakkına sahiptir.
 

UYELİK FORMU