Dürüst İlkeli Anında Haber - KOSOVAHABER

Salı, 11 Mayıs 2021

Kosova’da Korona Pandemisi Önlemleri Salgın Hastalıklar ve Tıp Hukuku Sorunları

Cuma 16 Nısan 2021 13:57

Geçen Hafta İstanbul’un Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi örgütlemesiyle hukukçumuz Kosova Anayasa Mahkemesi emekli üyesi Altay Suroy, “Kosova’da Korona Pandemisi Önlemleri Salgın Hastalıklar ve Tıp Hukuku sorunları” konulu bir konferans verdi. Sosyal medya üzerinden yayınlanan konferans oldukça yoğun ilgi gördü. Konunun güncelliği nedeniyle Prof.Dr. Yener Ünver moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşiyi sizlere aktarıyoruz.
 
1.    İnsanlık tarihi birçok salgın hastalıklarla boğuşmuş.  Üretilen aşılarla  bu salgınların yayılması önlenmiş ve zamanla  yerküremizden tamamen yokolmuş.  Korona 19 salgını – epidemisi de geçmiş salgınların kadererini yaşaması içi alınan önemler ve tedbirlerle başlayalım.


Kovid 19 salgın hastalığının tehlikeli ve ölümcül olduğu 1 yıl önce anlaşılmaya başladı. Hemen tedbirler, önlemler alınmaya başlandı.
Sağlık uzmanlarından oluşan Bilim Kurulu salgını engellemek amacıyla önerilerde bulunmaya başladı. Kosova Tıp Merkezlerinde özel sağlık bakımı- tedavi bölümü oluştu. Hasta sayısı art maya başlayınca diğer hastalıklardan tedavi  için bulunan hastalarla temas olmaması için hastanelerde de salgınla mücadele özel bölümler kuruldu. Hastalığın hastane binası içine ulaşmaması için  salgın tespit çalışmaları hastane bahçelerinde kurulan çadırlarda yapılmaya başladı.
Yurtdışından gelenlere oluşturulan  karantina merkezlerinde 14-21 gün arasında karantina uygulanmaya başlandı. Karantina merkezlerinde doluluk ve sınırlı imkanlar yüzünden,   salgın virüsü taşıdığı şüphe edilen kişilerin  evinde karantina uygulaması istendi.
Saat 18-05 arasında  ve ayrıca 65 yaş üzerinde olanlara gündüz sokağa çıkma yasakları konuldu.
Yapılan başvuru üzerinde Anayasa Mahkemesi   bu kararın Anayasayla garanti edilmiş olan özgür hareket etme temel ve özgürlükler hakkı ihlal edildiğini karara bağladı. Çünkü Anayasa ile garanti edilmiş  Temel hak ve  özgürlüklerin hangi durumda kısıtlanacağını düzenleyen kanun henüz yürürlüğe girmemişti.
Bu durum salgın gerçeğinin siyasete bulaşıp, siyasileşmesine neden oldu. Kısa bir süre sonra güvenoyu alamayan hükümet düştü. Yerine yeni bir geniş koalisyonlu hükümet kuruldu.
Lahey’de kurulan Kosova özel savaş suçları mahkemesi, savcının önerisi özerine diğerleri arasında ülkenin Cumhurbaşkanını tutuklama kararı çıkarınca görevinden istifa etti. Anayasanın düzenlediğine göre Meclis Başkanı Cumhurbaşkanı görevini geçici olarak üstlendi.  Meclisin Genel Kurulunda Hükümetin  düşmesine neden olan  güven oyu oylamasında oy kullanan bir milletvekilinin mahkeme tarafından 1 yıldan çok hapis cezası kararının kesinleşmesiyle Anayasa ya göre milletvekilliğinin düştüğü gerekçesiyle oyunun geçersiz olduğunu bulan Anayasa Mahkemesinin kararı ile hükümet düştü. Hükümetin düşmesiyle  geçici Cumhurbaşkanı 45 gün sonra  genel seçimlerin yapılmasını ilan etti.
Ülkede salgına kapılanların sayısında hızlı  artışların olmasına  rağmen siyasiler seçim öncesi çalışmalarına öncelik vererek, kongreler,   halkla toplantılar, yemek partileri düzenleyerek hasta sayısının iki-üç kat artmasına sebep oldular.  

2.    Siyasi kriz yüzünden  vatandaşları salgından korumak amacıyla başlatılan mücadele  ne oldu ?

Mücadele  devam etti. Ama bu kez  yeni seçilen hükümet ve göreve gelen yeni sağlık bakanı,  önceki hükümetin gereken önlemleri, tedbbirleri almadığı söylemleriyle  kendilerini aklamaya çalıştı.  Hasta – vaka sayısı her gün artı. 30-40 olan hasta sayısı günde 1000 vaka – hasta sayısını aştı.  Günde 3-5 olan ölüm vakası  12’nin üzerine çıktı.
Uçuşlar yasaklandı.  Şehirlerarası ulaşım yasaklandı. Okullar kapandı. Bir ara kısıtlı  dersler yapılmaya başladı. İnternet üzerinden uzaktan eğitime geçildi. Gastronomi işletmelerine paket üzerinde satış yapılması düzenlendi. Kafeteryalar , düğünler, toplantılar yasaklandı.
Yaz tatili başlayınca  binlerce kişi Arnavutluğun  deniz sahiline akın etti. Yıllık tatillerini kullanan  gurbetçiler tatile geldiler.  Bu durumda salgın denetimi sadece kişilerin  ateş ölçümüyle yapıldı.


3.    Yasal önlemler alınmadı mı?


Tedbirlerin başında temizlik, sosyal mesafe, ağız ile burnu örten koruyucu maske  takma mecburiyeti  ve belli saatler arasında sokağa çıkma yasakları gelmektedir. Bu tedbirleri ihlal edenler cezalanmaktadır. Salgın hastalıkları koruma maksadıyla kanunlarda özel hükümler mevcuttur.
Salgın Hastalıkların Engellenmesi ve Yok Edilmesi Yasası, salgın hastalığını yayan,  salgının  önlenmesi için alınan önlem ve tedbirlere uymayan kişilerin 1000 Euro’dan 2000 Euro’ya kadar para cezasına çarptırılacağı, tüzel kişilerin  ise 3000 Euro’dan  8000 Euro’ya kadar para cezasına çarptırılacağı  düzenlenmiştir.
1 Ocak 2013 yılında yürürlüğe giren Kosova Cumhuriyeti Ceza Kanunu ise, “İnsanlar veya hayvanlarda bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmek veya engellemek amacını taşıyan sağlık alanındaki yetkili kamu organın hükümleri veya talimatlarına göre herhangi bir kimse faaliyet göstermezse ve bununla insanlarda bulaşıcı hastalığın yaygınlaşmasına sebep olursa, para cezasına veya üç (3) yıla kadar hapis cezasına çarptırılır” (Madde 255 CK). diye düzenlemiştir.
Epidemi veya herhangi diğer bir bulaşıcı hastalık süresince, hastalığın ortadan kalkması veya engellenmesine dair mücadeleyi amaçlayan önlemleri saptayan sağlık organın hükümleri veya talimatlarınca etkinlikte bulunmayan herhangi bir kimse, iki (2) yıla kadar hapis cezasına çarptırılır (Madde 256 CK) der.
Salgından korunma tedbir ve önlemleri ihlal edenlere karşı parasal ve hapis cezaları verileceği tehditler bile yeterli olmamaktadır. Kesilen cezalar bu ihlallerin yapılmaması için caydırıcı olmamaktadır.
Bunun başlıca nedeni ülkede gereken siyasi düzenin olmaması. Geçici hükümet salgından çok yapılacak genel seçimlerde kazanıp iktidar olmak için mücadele vermekte.  Seçimi kazanabilmek için seçim öncesi propaganda çalışmalarında sosyal mesafe korunmamakta, katılımcıların çoğu maske kullanmamakta. Siyasi partilerin salgından korunmak için alınan önlem kararlarını ihlal etmeleri karşısında cezalanmamaları,vatandaşa ceza verilmemesine veya kesilen cezanın infaz edilmemesine neden olmaktadır. Çünkü yasalar önünde herkes eşittir.
4.    Yeni Hükümet  kuruldu mu?
14 Şubat  günü genel seçimler yapıldı.  Seçim sonuçlarına göre  en çok oy alan siyasi partinin Hükümeti kurması için Geçici Cumhurbaşkanı görev verdi. Meclis (Parlamento)  kuruldu. Meclis başkanı Anayasaya göre  geçici Cumhurbaşkanı seçildi. Ardından  Kendin Karar al (Vetvendosja)  siyasi partisinin başkanı Albin Kurti 15 bakanlıktan oluşan kabinesi Meclisin onayını alıp yeni hükümeti kurdu.Bu hükümet  bir yıl önce Meclisten güven oyu alamadığı için düşmüştü. Yeniden Albin Kurti başbakan seçilince  bir yıl önceki sağlık bakanını yeniden bu en son hükümette de sağlık bakanı yaptı. Sağlık bakanı bir yıl önceden  salgından korunma için aldığı tedbir ve önlemleri yine uygulamaya başladı. Ama bu kez durum  vahimdi. 30-40 olan günlük vaka  sasısı 1000 yaklaşmıştı,  günlük ve 3-4 olan ölü 15’lere çıkmıştı.
Ülke  Kovid 19 salgınıyla boğuşurken ülkedeki siyasi ve ekonomi krize de çözüm bulmak, ülkenin cumhurbaşkanını seçmek de gerekiyor. Cumhurbaşkanının seçilmemesi ülkeyi genel seçimlere götürmektedir.  Milletvekillerin 3/ 2 oyunu alamayan  adaylardan biri üçüncü oylamada Anayasa’nın düzenlediği gibi milletvekillerin toplam sayısının çoğunluk oyula cumhurbaşkanı seçildi ve hemen yemin edip görevine başladı. Böylece ülkedeki siyasi sorun ve gerginlik aşılmış oldu.  Uluslararası arenada Avrupa Birliği Kosova’nın Sırbistan ile nihai çözüm  için diyaloga öncelik vermesini istiyor,  Amerika Birleşik  Devletleri  ise geçen yılık Kasım ayında Vaşingtonda Sırbistan ile imzalanan sözleşmelerin uygulanmasını istemekte.
Yeni kurulan hükümet her şeyden önce Kovid 19 salgınına karşı önlemlere öncelik vererek vatandaşların temizliğe dikkat etmelerini isterken her türlü toplantıları, aile ve yakınlar  arasındaki birlikler dışında bir araya gelmeleri, ( düğünler, cenazenin defnedilmesinde aile dışında kişilerin katılması, kafeteryaların ve gastronomi işletmelerin gibi çalışması ) yasaklanmıştır. Bu yasaklar şimdilik 18 nisana kadar sürecektir.

5.     Özyeğin Üniversitesi HUKUK fakültesi, Balıkesir  Barosu ve  Adlibilimler  Derneği tarafından müştereken 4-6 Eylül 2019 tarihinde  Ayvalık/ Balıkesir’de   düzenlenen  V. Uluslararası Sağlık Hukuğu Kongresinde 1972 yılında Kosova’da başgösteren Çiçek Salgını ile ilgili bildiri sunmuştunuz. 50 yıl önce bu salgınla mücadele vererek ülkeniz kısa sure içinde başarılı bir biçimde vatandaşlarını koruma altına almaya ve salgını tamamen yok etmeye başardığını öğrenmiştik.  Geçmişteki salgına karşı verilen mücadeleden edinilen tecrübeler bugün kullanılırsa yararlı  olur mu ?


Liyakat çok önemli. Ama aradan yarım yüzyıl  geçti. Siyasi rejimler, siyasi düzenler değişti. Yugoslavya  parçalandı. Bir ülkeden yedi bağımsız ülke meydana geldi. Bu bölünmeler kanlı geçti. Yarım milyon insan canından oldu. Birer bağımsız devlet olarak çıkan yeni devletler  genellikle batı devletler rejimine uygun bir sistem uyguluyorlar. Geçmişte  sosyalist sistemi uygulayan ve  6 cumhuriyet ile 2 özerk bölgeden oluşan Federal devletin yapıcı unsurlarıydı bunlar. Ayrıca  halkın özyönetim olarak adlandırılan sistemle yönetilen  bir üretim sistemi, ekonomisi ve eğitimi mevcuttu.  Tek partili siyasi yönetim gerçekti. Bu yüzden muhalefet bugünkü muhalefete benzemezdi. Alınan kararlar halk adına alınmış sayılır ve fazla itiraz olmadan yürürlük kazanırdı. Bu yüzden devlet kuruluşları örgütlü ve disiplinliydi. Ayrıca Yugoslavya devleti  NATO  ve Varşava  paktı dışındaki Dünya  ve bağlantısı  veya Tarafsız  adı altında  kurulan  ülkeler  birliğinin kurucu üyesiydi.
Yeni kurulan devletler bağımsızlıklarını Avrupa Birliği’ne kurban etmek için can atıyorlar. Slovenya ve Hırvatistan devletleri Avrupa Birliği’ne üye olduğular. Diğer devletler de bir an önce Avrupa Birliği üyesi olmak için  Avrupa Birliğinin koyduğu şartları yerine getirmek için çalışmalar yapıyorlar. Bunların dışında Kosova’nın ayrıcalığı var. Çünkü Kosova henüz Avrupa Konseyi üyesi ve Birleşmiş Milletler Örgütü üyesi değil. Nedeni Sırbistan cumhuriyeti ile henüz iki devlet olarak sorunlarını çözemediğidir.
1972 yılında Kosova’da beliren ve tüm ülkeye yayılma tehlikesinde olan Çiçek salgınının  yayılması ve tedavi edilmesi için yapılan çalışmalar temelli, düzenli ve disiplinli bir şekilde  yapılmıştı.
 
1970 yılında Dünyada Çiçek hastalığının imha edildiğini ilan etmesinden edilmesinden iki yıl sonra Yugoslavya Sosyalist Federe Cumhuriyeti’nde Özerk bir bölge olan Kosova’da bu hastalığın belirmesi Dünya Sağlık Örgütünün tespitinin bozulmasına neden olmuştur.  Bu yüzden çiçek hastalığını tamamen imha etmek için Dünya Sağlık Örgütü yeni projeler üretmeye zorunlu kalmıştır.  Çünkü Çiçek hastalığından sadece 20. yüzyılda 300 - 500 milyon kadar insanın öldüğü biliniyor. 20. yüzyılın 50'li yıllarının başında, her yıl dünya çapında yaklaşık 50 milyon çiçek hastalığın (variolavera) vakası kaydedilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre, 1967'de 15 milyon insanın çiçek hastalığı salgınına bulaştığını ve 2 milyonunun bu hastalıktan öldüğünü varsaymaktadır. 19. ve 20. yüzyıllarda başarıyla uygulanan bir aşılamadan sonra, hastalığın Aralık 1979'da başarıyla ikinci defa tamamen imha edildiğini açıklamıştır. Çiçek hastalığı bugüne kadar, imha edilen kişilerin ilk bulaşıcı hastalığı olduğu bilinmektedir.
   
Çiçek hastalığı (VariolaVeraMajor ) virüsünün ölümcül ve bulaşıcı olması duyarlı ve titiz davranılmasını gerektirir. Yaygın olarak “siyah” ya da “büyük” çiçek olarak bilinen Variolaveramajor, virüslü kişilerin % 20-40'ında ölüme neden olan tehlikeli bir türdür ve hayatta kalanlarda, genellikle kalıcı uyuşukluk, leke, çukur veya körlük bırakır. Bu virüs, hastanın eşyalarıyla, hastaya yaklaşmakla, sineklerle ve virüslü havanın solunmasıyla bulaşır. Kuluçka dönemi 10-14 gün sürdüğü için bu dönemden sonra kişinin çiçek hastalığı virüsüne bulaştığı teşhisi konulabilmektedir. Ani ve şiddetli belirtilerle başlayan hastalıkta baş ve sırt ağrısı, kusma, kas sertleşmesi ve 39-40 °C'ye varan ateş görülür. 3-4 gün süren bu başlangıç dönemini vücutta kırmızılık izler, ateş düşer. Önce yüzde, ardından baş, göğüs, sırt, kol ve bacaklarda sert kabartılar durumunda küçük kırmızı lekeler belirir.
 
Hasta 6 hafta karantinaya alınır. İlaç tedavisi uygulanırken, hastaya yaklaşmış kişiler de aşılanarak gözetim altında tutulmalıdır.

Çiçek hastalığının ana virüsü sadece insandır. 1979 yılında Dünya Sağlık Örgütü'nün çabalarıyla bu virüsün  ikinci defa ortadan kaldırıldığı kabul edilip insanlar artık bu virüse karşı aşılanmamaktadır.


Ülkede çiçek hastalığının işaretlerini ilk olarak 1972 yılının Şubat Ayının ikinci yarısında etraf köylerin birinden hastaneye getirilen hastanın suratında garip bir döküntünün,  ateşin ve kızarıklığın olduğunu gören doktor bunun çiçek hastalığı olduğu teşhisini koyar. Doktorun bu teşhisi salgın alarmı olur. Çiçek hastalığının Kosova’da belirmesi dünyaya yayılan baş haber olur. İlk yapılan eylem hastayı karantina alıp başkalarına bulaşmasını önlemekti.
14 Mart 1972 günü Kosova'dan gelen haber Çiçek hastalığının ülkenin birçok yöresine de belirmesi salgına karşı ciddi, kararlı ve kapsamlı mücadele vermek gerektiği kabul edilmiş ve hemen yapılan önlem projeleri uygulanmaya başlamıştır.
Ülke karantina altına alınıp ülkeden çıkışlar ve ülkeye girişler yasak edilir. Tedbir amaçlı Yugoslavya’da 18 milyon insana aşı yapılır.

Bu virüse karşı iki ay süren şiddetli mücadeleden sonra, istatistikler Kosova'da 123 kişinin bu virüse bulaştığını ve 26 kişinin öldüğünü gösterdi. Sırbistan'da bu virüs salgınına 194 kişi bulaştı. Bunlardan iki hemşire ile birlikte 40 kişi öldü. Hamile annelerin aşılanmasından sonra ölen bebek sayısını herhangi bir istatistik göstermedi. Bulaşıcı hastalık korkusu Belgrad’ı felç etti. Daha sonra dünya medyasında, dünyada korunan iki laboratuvarda, biri Amerika Birleşik Devletleri'nde (Atlanta) 451 ve diğeri Rusya'da  (Koltosov), 571 ampulünün variolavera virüsü ile depolandığı ortaya çıktı. Bununla birlikte, biyolojik silahlar için virüslerin potansiyel kullanım korkusu her gün artmaktadır. Bu korku yüzünden gelişmiş ülkeler, fonların bir bölümünü çiçek hastalığı salgını için aşı depolarının oluşturulmasına yatırım yapmaktalar.

Sağlık kurallarına göre, üzerinde bulaşıcı hastalığı olan veya bulaşıcı hastalığı taşıdığına şüphe eden hasta, tıp doktoru tarafından derhal izole edilip bulaşıcı hastalıkların tedavi edildiği bir sağlık kurumuna göndermelidir. Veba,  çiçek hastalığı ve viralhemorajik ateşler (böbrek sendromlu hemorajik ateş dışında) ve bilinmeyen epidemiyolojik enfeksiyon gibi bir hastalığa yakalandığından şüphe edilen kişilerin izole edilip sağlık kurumunda tedavi edilmesi gerekir.

Hastaya tam teşhisin konulmasında yapılan gecikme bulaşıcı hastalığının yaygınlaşmasına neden olması yüzünden yargıya taşınmamış ve yargıda tartışma konusu olmamıştır. Yargı tarafından soruşturmanın yapılmaması delillerin toplanmasına imkân yaratılmamıştır.  Nedeni Dünya Sağlık Örgütü 1970 yılında Dünyada Çiçek hastalığının imha edildiğini ilan etmesidir. Bu bulaşıcı hastalığın dünyada imha edildiği gerekçesiyle bu hastalığa karşı tedbirlerin alınmasına gerek kalmayınca bu davranış suç olmaktan çıkmıştır. Hastanelerde bu hastalık için uzman bulundurmak veya yeni uzman yetiştirmeye gerek kalmamıştır.  Ceza kanununda  ‘İnsan sağlığına karşı suçlar’  bölümündeki bulaşıcı hastalıkların bulaşması değişerek, yeni hükmü hastaya karşı uygulanamaz duruma getirilmiştir. Çünkü bu kanun hükmü “Bulaşıcı bir hastalığın kişiye bulaşması suç sayılmaz. Ancak sorumluluğun oluşması için bulaşıcı hastalıkların bastırılması veya önlenmesi ile ilgili düzenlemelere, kararlara veya emirlere uymayan kişi üç yıla kadar hapis ya da ciddi bir şekilde yaralanmalara veya sağlığın ciddi şekilde hasar görmesi halinde (mahkeme tıbbi uzmanlık temelinde karar verir) ve hastalığın bulaştığı kişinin ölümü halinde - 12 yıla kadar hapis cezasına çarptırılır” der. Bu yüzden çiçek hastalığını nereden, nasıl ve nice ülkeye taşınıp insanlara bulaştığına ait gerekçeli bir belge yayımlanmamıştır.

Bir ay içinde ülke nüfusunun %90’nın (18.000.000 insanın) aşılandığı ve bu salgına karşı mücadelenin Mart ayının ikinci yarısından Mayıs ayının başlarına kadar sürdüğü, 66 kişinin bu salgından öldüğü bilinmektedir.
   
Hukuka göre hastalanmak suç değildir. Hastalığı başka birine kasten veya taksirle bulaştırmak suçtur. Hele ölümcül bulaşıcı hastalık söz konusu ise yargı organları kayıtsız kalamaz. Suç hukuka aykırı, kusurlu bir insan fiilidir. Hukuk kanunla düzenlenir. Ceza kanununa göre suç, kanunun bir emrini ihlal eden insan davranışıdır. Kanun tarafından emredilen davranışı yapmamak veya ihmal etmek suçtur. Ama kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için ceza verilmez ve güvenlik tedbiri uygulanmaz.

Bu çelişkiler zan altına almak gereken kişinin lehine işler. Çünkü yargı organları zanlının lehine olan kanun hukuk kurallarını uygulamaya zorunludur.
Korona 19 salgınının yayılmasını engellemek, salgına kapılanları iyileştirmek için tüm toplumun örgütlenmesi gerekirken temizlik, sosyal mesafe ve maske kurallarına itibar edilmemektedir. Bu salgın döneminde hükümetlerin düşürülmesi, seçimlerin yapılması, salgının hızlı yayılmasına neden olduğu aşikârdır.

6.    Kosova’da 40 yıl önce yaşanan salgını önleme için alınan tedbirler ve günümüzde Korona 19 salgınını önleme amacıyla alınan tedbirler arasında benzerlikler var mı?


Çok farklılıklar var. 1972 yılında yaşanan salgın virüsü  daha önceleri birçok ülkede belirdiği için  tıp dünyasında bilinen bir virüstü. Bu salgına karşı aşı mevcuttu. Çiçek salgınının teşhis edilmesiyle hemen  karantina uygulanmasına geçildi. Ardından  aşılama işine başlandı. O zaman  22 milyon nüfusu olan ülkede 18 milyon kişi aşı oldu. Dünya basınında bu olay duyurulurken  ülkenin cumhurbaşkanı olan TitoYugoslavyasında 14 Mart 1972'de çiçek salgınının varlığı tespit edilmesiyle birkaç gün sonra 18 Mart 1972'de, istisnasız tüm Yugoslavya nüfusunun aşılanması aynı gün başladı. Bu süreçte yaklaşık 22 milyonluk bir nüfusta 18 milyondan fazla vatandaş aşılanmıştır.

Zamanla ilgili bu kadar kapsamlı bir aşılama, dünya tıp tarihinde kaydedilmemiştir. İlk aşılar Zagreb İmmünoloji Enstitüsü'nde üretildi ve daha sonra dünyanın her yerinden yardım olarak geldi.

21 Nisan 1972'de Dünya Sağlık Örgütü, salgını önlemekte olağanüstü liderliği nedeniyle Yugoslavya'yı tebrik etti.
Kovid 19 olarak adlandırılan salgın ilk defa belirdiği için, bu salgına karşı önceden hazırlanmış bir aşı yoktu. Bir yıl sonra aşı çalışması yapan ülkelerde denemeler yapıldı ve aşılanmaya  geçildi. Bu aşıların salgını önlemekte ne kadar etkili olduğu henüz kesinleşmiş değilken, salgının mutasyonlara uğraması bilim dünyasını uğraştırmaktadır.
Tito Yugoslavyasında aşı alma zorunluluğu vardı. Şimdi bu zorunluluk yok, isteyen aşı olabilmekte.
Güncel salgın karşısında ne tür tedavinin uygulanması bile çok tartışıldı ve halen tartışma konusu olarak sürüyor.  Aşının bulunması ve etkisi halen tartışılıyor. Dünyanın aşılanması yıllarca süreceği tahmin ediliyor. En zengin ve ileri teknolojiye sahip  ve donanımlı ülkeler bile henüz tüm vatandaşlarını salgına karşı  aşı veremedi.

7.    Sık sık sabunla el yıkamak,  sosyal mesafeye dikkat etmek önerilerine ve koruyucu maske kullanmak kararlarına dikkat ediliyor mu?


Salgına kapılan aileler bunlara itibar ediyor. Nüfusun bir kesimi salgının var olduğuna halen inanmıyor. Görsel yayınlarda konuşan kimi uzmanlar ve hekimler, bu salgının politik ve ekonomi rekabet içerikli olduğunu ileri sürerek kafaları karıştırmaktadır. Görsel medya etkili oluyor.  Kosova’da  bir yıldır tek bir basılı haberleşme organı, gazete veya dergi yayımlanmadığı için görsel medya haberleşmenin biricik  kaynağıdır. Sosyal medya ise gelişigüzel yorum ve düşünceler yaymakta.
Temizlik,  sosyal mesafeyi tutmak ve koruyucu maske kullanmak çok eskiden salgınlardan korunmakta etkili oldukları kanıtlamışlardır.
İnsanlar düzenli olarak ellerini sabunla yıkayarak, görünmez düşmanı olan virüslerin vücudun içine girmesini engellediği herkesçe kabul edilmektedir.

Aşılar yapılmadan önce, bugün her yıl milyonlarca insan önlenebilir hastalıklardan ölüyordu.

Çinliler ilk olarak 10. yüzyılda erken bir aşılama şeklini keşfettmişler:
Sekiz yüz yıl sonra, İngiliz doktor Edward Jenner, mandıralarda inek çiçeği olduğunu fark etmiş ve çiçek hastalığının bir salgın olarak ölümcül olduğunu görmüş.  Bu salgından üç kişiden birinin öldüğünü, hayatta kalanların vücutlarında sıklıkla yara izleri olduğunu veya kör olduklarını fark etmiş.

Bu hastalık 1979'da ortadan kaldırıldı ve 20. yüzyılda ondan en az 300 milyon insan öldü.


İki yüzyıl önce, 1796'da İngiliz doktor Edward Jenner, sekiz yaşındaki bir çocuğun  üzerinde bir deney yapmış.

Çocuğun kanına irin enjekte ederek, vücudunda kısa sürede semptomlar geliştiğini görmüş.

Çocuk iyileşince bağışıklık kazandırmak için Jenner ona çiçek hastalığı virüsünü enjekte ederek  bu çocuğun sağlıklı kalmasını sağlamış. Ancak  doktorun başarılarının onaylanması beklenirken , alay ile karşılanmış.

Buna rağmen, sağladığı bariz faydalar ve koruma galip gelmiş ve aşılama kısa sürede yaygınlaşmış. Bugün de benzer durumla karşılaşıyoruz.


Karantina, hastalıkların yayılmasını önlemek için yüzyıllardır uygulanmış.

Terimin kendisi, bir izolasyon yönteminin bilinen ilk örneğinden kaynaklanmaktadır.

Veba, 14. yüzyılda Avrupa'yı kasıp kavururken, Venedik, gemilerin mürettebat ve yolcuların karaya çıkmasına izin verilmesinden önce 30, sonra 40 gün önce demirlemesi gerektiği kuralı uygulamış.

Bunu uygulamaya koyan ilk Akdeniz şehri, o zamanki Venedik Cumhuriyeti'nin bir parçası olan Dubrovnik olmuş.

40 günlük bekleme süresine İtalyanca \"karantina\" deniyor.

Zamanla, karantina süresi kısalanmış. Ancak dünya çapında salgın hastalıkların sınırlandırılması  ve yayılmasının  engellenmesi için karantina uygulaması hala çok önemli olduğunu görüyoruz.

ELLERİN YIKAMASI
Salgından korunmakta ellerin temiz tutulması için sık sık sabunla yıkanması olduğu tartışılmamalıdır.


KORUYUCU MASKE
17. yüzyılda veba veya Kara Ölüm Avrupa'yı ele geçirdiğinde, hala resimlerde  (gravürlerde) veya karnavallarda gördüğümüz gibi, korkutucu maskelerin kullanıldığı görülüyor.

Doktorlar, gagalarında şifalı bir etkiye sahip olduğuna inanılan sıkışık bitkilerden oluşan kuş başı şeklinde koyu renkli giysiler ve maskeler takmaya başlamışlar.

Uzmanlar, bu kostümleri giymenin yalnızca koruyucu değil, aynı zamanda büyülü bir rolü olduğunu iddia ediyorlar.


Bugün gördüğümüz ve sıklıkla kendimizi corona virüsü çağında yaptığımız maskeler bir çağdır kullanılıyor.

1910 yılında zatürreye neden olan veba salgını Çin'in kuzeydoğu kesimine yayıldığında, doktorlar hastalığın hava yoluyla bulaştığını düşündüler.

Bu, Cambridge'den WuTengLi diplomasına sahip Çinli bir doktoru, İngiltere'de gördüğü gibi, doktorların, hemşirelerin ve sağlık personelinin ağızlarına gazlı bez takmaları için memlekette bir zorunluluk getirmeye sevk etti.

1918 İspanyol gribi dünya çapında 50 ila 100 milyon kişiyi öldürdüğü tahmin ediliyor.

Koruyucuı maske sayesinde birçok hayat kurtarıldığı kesindir. Hastanede bu gripe bulaşmış hastaları tedavi ederken bir Fransız doktor maskeyi takmayı reddettiği için birkaç gün sonra vefat ettiği biliniyor.

Böylelikle tıbbi ve önleyici amaçlı maske takmaya başlanmış ve Kovid-19'dan önce 2003'teki Sars virüsü salgını sırasında  koruyucu maske kullanımın her yerde karşımıza çıkmaktadır.

O zamanlar, Hong Kong sakinlerinin yüzde 90'ı halka açık yerlerde koruyucu maske takıyordu.

8.    Salgının önlenmesi için hukuk açısından ne yapılabir?

Kovid 19 salgınının ölümlere neden olmasına rağmen, ceza kanununda hastalığı bulaştıran kişinin değil,  bulaşıcı hastalıkların bastırılması veya önlenmesi ile ilgili düzenlemelere, kararlara veya emirlere uymayan kişinin cezalanacağını düzenlemektir.

Doktorun hastaya hastalık teşhisi koyması tedavi süreci başlar. Doktor tarafından düzenlenen sağlık raporu ile hastanın bir süre dinlenmesi, insanlarla temas kurmaması emredilmesine rağmen bunu ihmal etmesiyle hastalığın üçüncü kişiye bulaşması ve ölümlere neden olması durumunda bile yargılama sürecinin başlamamasının nedenlerini izah etmek zordur.

Hastaneye getirilen hastanın bulaşıcı virüs taşıdığı doktor teşhisi hemen emniyet birimlerine bildirilmeli. Bulaşıcı hastalık bireyden çok tüm toplumun sağlığını, hayatını tehdit etmesi yüzünden yargının da devreye girmesini gerektirir. Yargı organı soruşturma başlatıp, salgının hastaya nerede, nasıl ve nice bulaştığını tespit etmesi için önemlidir. Hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla koordineli bir biçimde ne gibi ittihattı tedbirlerin alınması gerektiği kararı alınır. Zanlı varsa soruşturma derinleşir ve suçu oluşturan unsurlar tespit edilirse iddianame kaldırılır. Böyle davranılmadığı için hastalığın olası bir biyoloji salgınının ön senaryosu olmadığına inanmakta zorluklar vardır
Bulaşıcı hastalığa kapılmak suç olmadığı kesin iken, bulaştırıcı hastalığı bulaştırmak kabahati için sadece para cezasının verilmesi caydırıcı tedbir kararı olmaktan çıkmıştır.
 

Yorum

500 Karakteriniz kaldi

YORUM KURALLARI

1.    Yaptığınız yorum, yazıyla alakalı olmasına özen gösteriniz.
2.    Yazım ve dilbilgisi konusundakı hassasiyetinizi yorumlarınızda da gösteriniz.
3.    Her zaman nazik bir üslup kullanmaya özen gösteriniz.
4.    Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, site editörü yorumunuzu yayınlamama hakkına sahiptir.